Please click for English
 
Biz Kimiz?

Hastalıklar

Tedavi Yöntemleri

İletişim

Anasayfa

 
 
Ülseratif Kolit
BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ?

Ülseratif kolit nedir ?
Ülseratif kolitin belirtileri nelerdir ?
Ülseratif kolit tanısı nasıl konulur ?
Ülseratif kolit nasıl tedavi edilir ?
Ülseratif kolitte diyetin faydası var mı ?
Ülseratif kolit kansere neden olur mu ?
Ülseratif kolit hayatımı nasıl etkiler ?
Ülseratif Kolit Hastalığının Cerrahi Tedavisi nasıl yapılır?
Ülseratif kolit nedir ?
 
Kalın barsağın iç yüzeyini döşeyen tabakanın (kolon mukozası) iltibabıdır. Hastalık müzmindir (kronik) ve dönem dönem alevlenmeler gösterir. Crohn Hastalığı ile birlikte inflamatuar barsak hastalıkları adı verilen hastalık grubunu oluştururlar. Hastalığın neden olduğu bugün için bilinmemektedir.Gıdalarımızla mide-barsak kanalına giren maddeler viral yada mikrobiketkenlerden birinin yada birkaçının bu iltihabı başlatabileceği ileri sürülmekte ise de bu etkenin ne olduğu kesin olarak henüz belli değildir. Bu konuda yoğun araştırmalar devam etmektedir İnflamatuar barsak hastalıkları bulaşıcı değildirler, özel koruma yöntemleri gerekmemektedir. Anne-babadan çocuğa direkt geçiş olmamakla birlikte  İnflamatuar barsak hastalığı (Crohn Hastalığı ve ülseratif kolit) olanların akrabalarında bu hastalıklardan birinin görülebilme sıklığı % 5 ile % 20 arasında değişmektedir.


Ülseratif kolitin belirtileri nelerdir ?

1. Kanlı ishal,

2. Makattan kan ve sümüksü madde gelmesi,

3. Karın ağrısı,

4. Halsizlik yorgunluk,

5. İştahsızlık ve kilo kaybı,

6. Kansızlık, solukluk,

7. Bazı hastalarda, gözde kızarıklık ve yanma, eklemlerde ağrı, ciltte döküntüler ve karaciğer fonksiyon testlerinde bozukluklar.



Ülseratif kolit tanısı nasıl konulur ?
 
Ülseratif kolit tanısı Crohn hastalığında olduğu gibi öykü, fizik muayene, labarotuar bulguları ve kalın barsakların görüntüleme yöntemleri yardımı ile konululabilir. Dışkı ve kanın laboratuarda değerlendirilmesi önmelidir. Kalın barsaklar ve ince barsağın son bölümü kolonoskopi adı verilen optik ve bükülebilir  bir aletle ayrıntılı olarak görüntülenebilir. Barsak kanalı  biopsi alınmasına duyarlı olmadığı için hasta hiç bir şey hissetmeden hasta bölgelerden parça alınabilir. Bu parçaların patolojik ile değerlendirilmesi ile tanı konulmaktadır.


Ülseratif kolit nasıl tedavi edilir ?
 
Nedeni tam bilinmeyen, kronik bir hastalık olmasına rağmen ülseratif kolit hastalığı günümüzde başarı ile tedavi edilebilmektedir. Tedavide sürekli doktor kontrolünde olmak esastır. Ülseratif kolit tedavisi hastalığın şiddetine ve etkilediği barsak alanına göre hekim tarafınndan planlanmalıdır. Genellikle ağızdan alınan  haplar (Salozopryn EN tb, Salofalk tb, Asacol tb vb.) ve makattan verilen lavmanlar (Salofalk enema, entocort enema) ile tedaviye başlanılır. Bu ilaçların yetersiz kaldığı yaa hastalığın en  başından şiddetli  seyrettiği olgularda tedaviye ağızdan veya damar yolu ile kortikosteroid ilaçlar(Prednol tb, Dekort tb, Prednol amp, Dekort amp vb.) eklenmektedir. Gereğinde ağır hastalar hastanede yatırılarak damar yolundan beslenmelidir. Kimi ağır kolitlerde tedaviye bağışıklığı baskılayan ilaçlar verilebilir. Bazı durumlarda ise hastalar ancak cerrahi yolla tedavi edilebilmektedirler. Kortikosteroid ilaçlarla tedavi süresi asla 3 ayı geçmemeli ve hastalar asla ilacı aniden kendileri kesmemelidir. Ülseratif kolitte hastalığa bağlı yakınmalar geçtikten sonra salofalk, asacol ve salozopyrin gibi ilaçlar ile idame teadvisine devam edilmesi önerilir. Bu sayade hastalığın tekrar alevlenmesi engellenebir. Hastalığın tümüyle ortadan kalkması kalın barsağın tamamının cerrahi (total kolektomi) olarak çıkarılması ile mümkün olmaktadır. 


Ülseratif kolitte diyetin faydası var mı ?
 
Ülseratif kolit hastalarında herhangi özel bir diyet uygulamasının faydalı olduğu yada her hangi bir gıdanın ülseratif kolitte zararlı olduğu bilimsel olarak gösterilememiştir. Toplumda (% 5-10) sıklığında  görülen süt tahammülsüzlüğü (laktoz intoleransı) zaten var olan ishale katkıda bulunabilir. Bu durumlarda süt ve süt ürünlerinden uzak durulması veya marketlerde bulunan laktazlı sütlerin tüketilmesi önerilebilir. Aspirin ve romatizma ilaçları ülseratif koliti alevlendirilebileceğinden bu ilaçların kullanımından kaçınılmalıdır. Genel olarak temiz, dengeli ve sağlıklı beslenmeye dikkat edilmesi yeterlidir.


Ülseratif kolit kansere neden olur mu ?
 
Ülseratif kolit varlığında  hastalığın  9-10. yıllarından  itibaren kalın barsak kanseri gelişim riski normal popülasyona göre artmıştır. Bu risk artışı hastalıkla geçen süreye ve ülseartif kolitin kalın barsağın ne kadar bir bölümünü etkilediğine bağlı olarak değişmektedir. Ancak ne  iyi ki, ülseratif kolit hastalarında kalın barsak kanseri gelişiminden  evvel  kalın barsak yüzeyinde displazi adı verilen bir takım öncü değişiklikler olmaktadır ve bu  değişiklikleri erken dönemde yapılan kolonoskopi ve biopsi ile saptanabilmektedir. İşte bu nedenden ötürü ülseratif koliti olan hastalar eğer tüm barsağı tutan hastalıkları var ise 9. yıldan sonra,  sadece kalın barsağın sol tarafını tutan  hastalıkları var ise 15. yıldan sonra yıllık tarama kolonoskopileri yaptırmalıdır. Öncü lezyonlar saptandığında kanser gelişmeden kalın barsağın cerrahi olarak çıkarılması mümkün olmaktadır.


Ülseratif kolit hayatımı nasıl etkiler ?
 
Yapılan çalışmalar ülseratif kolitli hastaların yaşam sürelerinin normal popülasyondan farkı olmadığını göstermiştir. Bir başka deyişle ülseratif kolit ömrü kısaltmamaktadır. Hastalar genellikle  kontrollerini ve tedavilerini aksatmadıkları  sürece normal hayatlarını sürdürebilirler. Ülseratif kolit hastalığı ve hastalıkta uygulanan tedavilerin çoğu anne-baba olmaya engel yaratmamaktadır. Sadece kadınlarda kalın barsağın tam çıkarılmasının (Total kolektomi ve Poş oluşturulması) gebe kalma şansını azalttığı bilinmektedir. Bu nedenle doğurgan yaştaki kadınlarda cerrahi kararı alınmadan önce iyi düşünülmelidir.


Ülseratif Kolit Hastalığının Cerrahi Tedavisi nasıl yapılır?
Ülseratif kolit ve Familyal adenomatöz poliposiz hastalığı için günümüzde geçerli tedavi yöntemi kalın barsak ve rektumun tamamen çıkarılmasına dayanan ameliyattır (Total proktokolektomi). 1980 yılı başlarına kadar bu ameliyatın uygulanmasından sonra hastanın ince barsağının karnına bağlanması zorunlu oluyordu (ileostomi). Son yıllarda ince barsağın son kısmından rezervuar (depo) kapasitesi olan poş yapılmaya başlanıldı (İleal poş). Böylece hastanın normal yoldan tuvalet ihtiyacını yapması mümkün olmaktadır. Restoratif proktokolektomi ameliyatı uygun hastalarda Crohn hastaları, kronik konstipasyonu olan hastalar ve bazı kanser kanser hastalarında uygulanabilir. Laparoskopik yöntemle bu ameliyat yapılabilir, böylece çok daha az iz kalır ve böylesi büyük bir ameliyatın hasta üzerinde yarattığı kötü etkiler en aza indirilmiş olur.


© 2006 GastroCerrahiGrup Yasal Bilgi   Özel Teşekkürler Powered By Cominic